Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Hafız Ahmet Bey’i rahmetle anmak...Hasan Pulur
2/3/2009 · Kategori: Yazarlar
Hasan PulurOlaylar ve İnsanlar
VEHBİ Koç Eğitim Ödülü, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkân Saylan’a verildi.
Cuma günü “bazı” gazetelerde ödül töreninin haberi vardı, dikkat ederseniz “bazı” dedik, çünkü öbürleri böyle bir töreni duysalar bile görmemişlerdi.
* * *
PROF. Saylan’ın yaptıkları “öbürleri”nin pek hoşuna gitmezdi, şimdiye kadar 36 bin kız çocuğunu okulla tanıştırmıştı, hedef “100 bin kız çocuğu” diyordu:
“Çağdaş Türkiye’nin çağdaş kızları yetişiyor, özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki kızların okulla buluşması, teröre karşı önem taşıyor” diyordu.
Bunun için herkesten destek beklediklerini söylüyor ve ilk desteği kendisi veriyordu, 100 bin dolarlık ödülü kız çocuklarının okuması için, başında olduğu vakfa bağışlıyordu.
Şimdi bazılarının neden Sayın Saylan’la ilgilenmediklerini anladınız mı?
Türkân Saylan laikti, Atatürkçüydü; cumhuriyetin temel ilkeleri yaşamı boyunca onun da ilkeleri olmuştu.
Ve “bazılarının” sandığı gibi de hiç değildi.
* * *
ÇOCUKLUĞUNUN bir bölümünü anlatırken şöyle der:
“Ben ve benden on bir ay küçük erkek kardeşim, bir yaz boyu Galatasaray’ın ilk kısmında Türkçe öğretmenim olan Hafız Ahmet Bey’den her pazar günü üç saat din dersi alırdık” der.
Sayın Saylan, din dersi öğretmenini hâlâ şükran ve minnetle anar, din dersi öğretmeni onun ufkunu açan ilk insanlardan biridir.
* * *
PEKİ, nasıl bir eğitim vermiştir bu öğretmen Hafız Ahmet Bey?
Sayın Saylan anlatır:
“Ahmet Hafız Bey, bir yaz boyu, biz iki çocuğa: İnanmak nedir, insan varoluşunu neden sorgulamış ve dinler nasıl çıkmış, Müslümanlık, Tanrı algılaması, peygamber, yaşamı, öyküleri, günümüzde nasıl bir Müslüman olmalıyız gibi konuları anlattı. İlk öğüdü ise; çocuklar, asla anlamını bilmediğiniz bir şeyi ezberlemeyin, demek olmuştu. O gün bugündür bunu uygularım. Sonuç olarak, inancın bizim dürüst, temiz, hak yemez, herkese eşit davranan, açgözlü olmayan, azla yetinen, azığını paylaşan, büyüğüne saygılı, küçüğünü esirgeyici, alnı açık, başı dik, hurafelere inanmayan bireyler olmamız demek olduğunu öğretmiştir. Bunun yanında günümüzdeki yorumuyla İslamın şartlarını, besmelenin anlamını, sevabı, günahı, açıklamalarıyla namaz kılmaya yetecek sureleri, yöntemi, rekatları, abdest almayı, ramazanı, bayramları, diğer inançlara saygıyı vb. bilmemiz gerekenleri ve uygulamaları öğrenmiş, ödül olarak camiye götürülmüştük. Çocukluğumun bu döneminde en önemli kazanımımız ise, besmele çekerken, çok şükür, derken ve dua ederken içimizden söylememizi, kimseye baskı kurucu şekilde sesli ifadede bulunmamamızı, aslında en büyük günahın bu gösteriş olduğunu öğrenmemiz ve içselleştirmemiz oldu. Yaşam boyu bunun aksini gördükçe sesli din gösterisi yapanlar adına için için üzülürüm.”
* * *
BÖYLE bir din öğretmeni düşünebiliyor musunuz?
Ne mutlu rahmetli Hafız Ahmet Bey’e ki, bu memlekete Türkân Saylan gibi bir kız çocuğu yetiştirmiş, “o kız” da bugün, binlerce kızı karanlıktan kurtarıyor.
Müslüman olmak budur.
Saçının telini göstermemek için, siyasetçinin simgesi haline gelmek değil
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır
